Nisan-Mayıs Ayları, Gevşer Gönül Yayları!

Sevgili okur, biliyorum özlediniz beni. Sevilmeyecek özlenmeyecek insan değilim. Nisan ayı leyleği havada gördüğüm aydır, üstüste Bakü, Ankara, Beyrut ve Paris yaptım. Tabii ki en güzeli Paris’ti, artık evim olmasa da gitmeye doyamadığım tek yer, her seferinde tekrar öğrenci olasım geliyor. İşten arta kalan zamanlarda elbetteki Francis, Diep, Les Deux Magots, Hotel Costes, Colette, L’avenue, Louvre, Concorde, Rivoli, St Germain gezdim durdum. Bakü bence Dubai olma yolunda ilerliyor, bu arada Chanel çantası olmayanı katıldığım konferansa almıyorlardı sanırım, hemen bu açığımı kapatmaları için ofis ahalime ricada bulundum, benim Bakü beyaz yakalılarından neyim eksik (azcık petrol, azcık gaz işte o kadar). Beyrut’tan bu sefer hiç zevk alamadım, Suriye yüzünden hayli gerginlerdi, e bu durum haliyle beni de gerdi, bir toplantı dışında otelden çıkmadım, iş olarak çok verimliydi o ayrı. Bu arada güvenliği abartan otel çalışanları check-in’de portatif seyahat ütüme el koydu, o kadar diyorum size. Check-out’ta da ben geri almayı unutunca minnoş hayat kurtaran ütüm kaldı mı Beyrut’ta… yurda dönüp Facebook’tan yaptığım duyuru işe yaradı da hayırsever bir arkadaşımın arkadaşı 23 Nisan için ordaymış tesadüf, getirdi valla, ben de ütücüğüme kavuştum, işte yukarıdaki de ta kendisidir.

Bunlar dışında Nisan ayı ayrıca taşınma ayı sanırım, gerek Ankara’daki ailemin İstanbul’a taşınması, gerek bizim İstanbul’da semt değiştirmemiz olsun kolilerle yatıp nakliyecilerle, mobilyacılar ve montaj ekipleriyle kalkıyoruz. Geri sayım başladı, son 2!

Gelelim şurdan burdan konulara atlamacaya: Sevgili Trendus yazarı arkadaşım Deniz Ünaldı’nın bir önceki yazısında önerdiği üzere Mac Extended Play Lash denendi, menun kalındı, kullanılıyor! Kirpiklerinin topaklanmadan tek tek ayrılıp uzun görünmesini isteyenlere tavsiyemdir.

Nihayet 10 yıldır kullandığım Coco Mademoiselle’e bir alternatif buldum, Botega Venetta Eau Legere! Bu aralar yeni takıntım bu parfum, yalnız pek kalıcı olduğunu düşünmüyorum. En azından elimi zenginleştirdim, bir alternatifim oldu. Tabi arkadaşlarımın beni yıllardır Coco ile özdeşleştirmiş olması ve Selin kokuyor demesi de hoşuma gitmiyor değildi ama papaz her gün pilav yemesin değil mi?

Depeche Mode konserinden beklentim eski şarkılarını söylemesi, son albümü pek içselleştiremedim nedense, 17 Mayıs’a ne kaldı ki?

Ve yine Anneler Günü geldi çattı, havalar da pek yağmursal depresif gidiyor, programlarınızı kapalı mekanlara ayarlayın derim.

Serdar Ekrem Sokak’tan haberlere gelirsek alt katımıza yeni açılan kuaförümüz No5 denendi, başarılı bulundu. Ayrıca yine 9 Numaraya açılan Nikol’ün de atıştırmalıkları, kahvesi ve tasarım takıları pek hoş, hemen bir çift küpe edindim.

Ve tabi bir Selinberry klasiği, yaz geldi yine şiştim, geç saatlerde yenen yemekler, üstüne karpuz kesmeceler, tatlılar, paket paket yağlı çekirdekler, tuzlu erikler, çeşit çeşit dondurmalar ve obez adayı bendeniz. Sevgili Dukan, bana derhal tekrar seni sevmem için bir sinyal gönder…siz bu yazıyı okurken ben Mayıs ayını rejime başlamaya çalışarak geçireceğim, olur da başlama  girişimlerim başarılı olursa yeni yazımı azmettim başardım şeklinde taktiklerle doldurabilirim haberiniz olsun. Baktım olmadı, bakmayacağım… yok yok bakacağım, güvendiğiniz diyetisyen isimlerini paylaşabilirisiniz canlarım. 

Dünyanın en ince kol saati

begensem mi?

eheheheheh

eheheheheh

Ocak 2013 Bitti Bile!

Bu aralar ne izliyorum?

Madmen’e ara vermiştim, son sezonu bitirmeye niyet ettim, son 6 bölüm kaldı ama eski tadını alamadım. Bunun nedeni de Homeland’in iki sezonunu da bitirip o tempoya alışmış olmam sanırım. Gossip Girl’ün de son sezonunu izlememiştim, onu da dün bitirdim ve hüsran, iyice saçmalamış bir final sezonu ve bölümü…Bunun üzerine yeni başladığım Suits adlı dizinin ilk bölümü baya sardı, sanırım artık onu izliycem Homeland yeni sezon 29 Ekim’de gelene kadar çünkü Newsroom’un da neredeyse ilk sezonunu bitirmeme rağmen çok ta heyecanlı değilim eee sonraki bölümde ne olacak acaba konusunda…

Yerli dizilerden Hürrem’e olan ilgim dizinin islami boyuta geçmesiyle söndü, artık kaydedip boş kalınca atlaya zıplaya izliyorum. OBGZK benim için Ali Kaptan’ın gidişiyle zaten bitmişti, kaldı ki Karolin peynirini her görüşümde sinirim zıplıyor. Yalan Dünya’yı izleyim diyorum o gün de O Ses Türkiye ağır basıyor, Kuzey&Güney biraderleri ise hep kaydedip hiç izlemiyorum. Sanırım Kıvanç’ın Aşk-ı Memnu halleri daha cazipti benim için, bu kromaj tavırların pek hastası olamadım.

Bu aralar ne dinliyorum?

Itunes store’un açılmasıyla beğendiğim her şarkıyı “hmm bu neymiş” modunda Shazam’layıp derhal indiriyorum. Pek ortaya karışık modu yani…

Bu aralar ne yiyiyorum?

Soğuk kış günlerinin verdiği rehavet ve kalın kazak giyme modundan bir rahatlık geldi, kebap senin pizza benim falan tatlılar havada uçuşuyor sonra da midem bulanıyor (yok asla kilo almıyorum, spor da yapmıyorum, hatta spor salonuna 10 aydır sadece masaj yaptırmaya gittim desem yüzüm bile kızarmıycak).

Bu aralar neler oluyor?

Ayaklarım birbirine dolanıp merdivenden düşmek olsun, saçlarımı yanlışlıkla kızıla boyamaları olsun, ters bir hareketle tüm sırtımı bloke etmem olsun sanki dökülüyorum. Bi de soğuk havanın getirisi aksırık ve tıksırık var tabi… Siz siz olun bol paçalı pantolonla topuklu ayakkabı giyip merdivenlerden innerken telefonla konuşmayın, kuaförünüze ne istediğinizi açıkça (cadıca) anlatın; bi de vitamini, çorbayı, bitki çayını eksik etmeyin!

Yazar tavsiyesi

Pizzanın üstüne sütlaç yemeyin…

Burnum sisti

Burnum sisti

Bu coffee tabledan istiyorum

Bu coffee tabledan istiyorum

Bunlari biliyor musunuz??

Günün şanslıları Beyoğlu civarında eğlenecek olanlar. Maalesef, inşaat bitmedi henüz ama Bagaj açıldı.Kimilerine göre modern emanethane, bazıları içinse çanta otoparkı burası. Sonuç değişmiyor yüklü çantandan kurtuluyorsun. Ayrıca, eğlenceyi dilediğin kadar uzatabilirsin. 08:00-23:00 saatleri arasında check-in olup istediğin her saatte çantanı, valizini ya da laptopunu geri alabilirsin. Hemen Fransız Konsolosluğu’nun arka sokağında, oldukça kolay bir yerde bulunan bagaj 7/24 açık.

Bagaj
(0212) 243 17 43
Şehit Muhtar Mahallesi Utarit Sokak No:4/A, Beyoğlu

Nasil bir gunse artik…

Kardan tirsan kuaforum mini mini bebeler bile okula giderken dun aksam dukkani kapatmis, careyi ofisin ordaki kuafore gitmekte buldum. Once gec kalicam diye stres oldum, sonra koyu kahve saclarimi kizil yapmayi basardi (boyle olacagini tahmin etmemismis, sanki yuksek fizik, alti ustu 5-10 renk boya ezberliceksin gerzek herif, isin bu degil mi), sonra ojem bozuldu, ogle arasi kuafore gidince acliktan migrenim tuttu, ofise donunce ufak bir detayi atladigim icin bi isi bastan yapmak zorunda kaldik, verdigim bir teklif reddedildi, sevgilim de beni cok negatifsin diye azarladi,boyatirsin gecer dedi… Sanirim markete gidip cikolata alicam…

yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl herkese kutlu olsuuunnnn

yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl herkese kutlu olsuuunnnn

2013 Kararları

Bu yıl okuması kolay yazılar yazmaya karar verdim, toplantı notu gibi, bu arada toplantının kısası makbuldur, yeri gelmişken söyliyeyim, uzayınca konsantrasyon bozulur, telefonla oynanmaya başlanır, çiftlik hayvanları beslenir, arkadaşlarla mesajlaşılır hatta çaktırmadan foto çekilir. Nerden mi biliyorum? Yok ben öyle şey yapmam da yapanları görüyoruz, iyi bir gözlemciyim diyelim.

Yeni yılda kendime dair aldığım kararlar listesinde öncelikle görmek istediğim yerler var, bunlar önümüzdeki yıllara da yayılabilir tabi, yoksa yılın yarısı tatil olmalı, THY Kobe Bryant ve Messi’den sonra bana sponsor olmalı (hemen şu an yeni reklam filmi senaryosu gözümde canlandı, hangisine gideceğini şaşıran çocuğa dondurma veren kabin amiri olabilirim mesela, ama bu kadar kısa bir rolle yetinemem, filme renk katmak açısından bir de jön koyalım, o da pilot olsun mesela. Brad Pitt olmasın bu jön, en son havaalanında Chanel No 5 reklamlarını gördüm, pek yaşlanmış, kırışmış, o reklama bakıp ta o parfümü alan olur mu acaba?…) bu uzun girizgahtan sonra 2013 wishlist destinasyonlarımı açıklıyorum:

1.       Küba

2.       Rio

3.       Cape Town/Johannesburg

4.       Singapur

5.       Marakeş/ Kazablanka

6.       Zanzibar

7.       Vietnam/Kamboçya

8.       Mauritius

Baya iyi seçmişim değil mi? Ama en önemli ve güzel destinasyonu sizinle paylaşamıycam çünkü zaten ayarlandı ve gidiyoruz, çok hayırlı bir iş için. Dönüşte izlenimlerimi paylaşırım artık ama biraz bekliyceksiniz.

Gezelim görelim faslından sonraki yapılacaklar listemde neredeyse 10 aydır gitmediğm spora yeniden başlamak var, artık “ne zamandır gelmiyorsunuz Selin Hanım” gibi taciz mailleri atmayı bile bıraktılar ve tam olarak benden ümidi kestiler sanırım. Ufak bir şok yaşatsam onlara ne kadar hoş olur değil mi? Özlemiyor da değilim manyaklar gibi spinning, bossu, pilates falan yapmayı da işten çık, derse gir, duş faslı, eve gel saat 22:00 oluyor, ne bir yemeğe gidebilirim (ki belki hayırlısı olur), ne bir dizi izleyebilirim, işte ancak evde pelte gibi uyuyakalırım. Acaba sabahları mı spora gitsem sıcak yatağımdan 06:30da çıkıp? Saçmaladım tamam, ruhen imkansız.

Son olarak el attığımız konu emlak piyasası. Bu ara pek çok kiralık-satılık ev gezdik ve derin incelemelerimden çıkardığım izlenim evler gereksiz pahalı, bir emlak balonu var, kiralar daha makul (bunları birilerinden duymus ve copy/paste de yapıyor olabilirim). Sonuçta karma diye birşey varsa ben de evrene şu isteğimi ileteyim hazır burayı bulmuşken : iyi durumda değil yeni durumda, minimum 2 banyolu, tercihen 4 odalı tabi fazlasına da hayır demem, yeri işe yakın ya da ulaşımı kolay, böyle geniş pencereli ferah havadar bi ev lütfen (isteyenin bir yüzü…).

Yılın bu ilk ayının 3. gününde hepinize bol nutella yiyip hiç şişmanlamayacağınız muhteşem bir yıl diliyorum…